Anasayfa » Yetersizlik Hissi: Bu Duygunun Altında Ne Var?
Sabah uyanıyorsunuz, aynaya bakıyorsunuz ve belki farkında bile olmadan iç sesiniz başlıyor:
“Daha fazlasını yapmalıydım.”
“Bunu da beceremedim.”
“Benim yerimde başkası olsa çoktan hallederdi.”
Bu ses size tanıdık geliyorsa, yalnız değilsiniz.
Yetersizlik hissi; birçok insanın sessizce taşıdığı, ama kimsenin tam olarak adını koymak istemediği bir yük.
Kendinizi ne kadar zorlarsanız zorlayın, içten içe hep bir eksiklik hissi…
Bir işi başarırsınız ama hemen ardından gelen o tanıdık düşünce:
“Daha iyisi olabilirdi.”
Ya da hiç başlamazsınız bile… Çünkü nasıl olsa “yeterince iyi” olmayacaktır.
Peki, bu sürekli yetersiz hissetmenin arkasında ne var?
Gerçekten beceremiyor musunuz? Yoksa içinizde bir yerlerde size sürekli bunu fısıldayan bir iç ses mi var?
Yetersizlik hissi çoğu zaman bugün yaptığınız şeylerle değil, geçmişte size nasıl davranıldığıyla ilgilidir.
Çocukken sık sık eleştirilmek, yeterince takdir edilmemek, başka çocuklarla kıyaslanmak…
Zamanla bu mesajlar içselleşir:
“Ben yeterli değilim.”
“Ancak mükemmel olursam kabul edilirim.”
Toplumun insanlara yüklediği roller, çoğu zaman sessiz ama güçlü bir baskı oluşturur.
“Başarılı ol.”
“Ailene yet.”
“Duygularını kontrol et.”
“Her şeye yetiş.”
“Yıpranma ama güçlü kal.”
Bu beklentiler, açık açık söylenmese bile her yerde karşımıza çıkar: ailede, okulda, iş hayatında, sosyal medyada…
Ve ister istemez şu inanç yerleşebilir:
“Ancak yeterince iyi olursam değer görürüm.”
Ama bu standartlar genellikle gerçek dışıdır.
İnsan olmanın doğasında hata yapmak, yorulmak, bazen yetememek vardır.
Sürekli “yeterli olma” telaşı ise bizi içten içe tüketir.
Birçok insanın zihninde sürekli konuşan bir “iç ses” vardır.
Çoğu zaman bu ses, destekleyici olmaktan çok yargılayıcıdır:
“Bu kadarı yetmez.”
“Daha dikkatli olmalıydın.”
“Neden yine beceremedin?”
Bu içsel eleştirmen, aslında geçmişten taşınan birçok dış sesin birleşimidir — bir öğretmenin, bir ebeveynin, otorite figürlerinin…
Zamanla içselleşir ve kişinin kendi sesi haline gelir.
En yıpratıcı tarafı ise şudur: Bu ses, en çok da zor zamanlarda devreye girer.
Destek beklediğinizde, içinizden bir parça sizi aşağı çeker.
Bu da yetersizlik hissini derinleştirir.
Ama bu ses, değiştirilebilir.
Onu fark etmek, nasıl çalıştığını görmek ve daha şefkatli bir iç ses geliştirmek mümkündür.
Siz çocuğunuzu zar zor uyutmuşken, biri mükemmel kahvaltı fotoğrafı paylaşır.
Siz işle aile arasında sıkışmışken, biri Bali’den story atar.
Gerçek şu ki, sosyal medyada görülen başarılar genellikle seçilmiş karelerdir.
Ama biz o karelerle kendi hayatımızı kıyaslayarak yetersizlik duygumuzu besleriz.
Çocuklukta kurulan cümleler…
Sürekli karşılaştırılmak…
Mükemmel olmaya zorlanmak…
Ve belki de sadece “yeterli” olmanın bile bir başarı olduğuna kimsenin inandırmadığı bir hayat.
Yetişkinlikte bu yük, başka bir yüzle karşımıza çıkar:
Her role yetmeye çalışırken her birinde kendini eksik hissetmek.
Yetersizlik hissi, sizin gerçeğiniz değil.
Sadece uzun süre sizi inandırmış bir düşünce kalıbı.
Ve her düşünce gibi, bu da değiştirilebilir.
Eğer bu yazı size dokunduysa ve içten içe “evet, bu hisle yaşıyorum” diyorsanız,
belki de artık bu duygunun yükünü tek başınıza taşımak zorunda olmadığınızı bilmeniz gerekiyordur.
Birlikte bu yükü tanımak, anlamlandırmak ve hafifletmek mümkün.
WhatsApp us