Kadınlarda Daha Sık Görülen Psikolojik Bozukluklar ve Etkileri

Mutsuz Olduğumuz İlişkiyi Neden Sürdürürüz?

İçindekiler

Kadınlarda Daha Sık Görülen Psikolojik Bozukluklar ve Etkileri

Kadınlar hormonal değişiklikler, toplumsal roller, biyolojik faktörler ve stres düzeyleri gibi etkenlerden dolayı erkeklere oranla bazı psikolojik hastalıklara daha yatkındır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, kadınların depresyon ve anksiyete bozuklukları yaşama oranı erkeklere kıyasla %50 daha fazladır.

Yaşanan psikolojik rahatsızlık her kadın için farklılık gösterebilirken, çoğunlukla yaşam olayları ve hormonların tetikleyici olduğu gözlenmiştir. Psikolojik rahatsızlıkların yalnızca ruh sağlığını değil, fiziksel sağlığı da olumsuz yönde etkileyebileceği düşünüldüğünde kadınların bu rahatsızlıklar hakkında bilgi sahibi olması, gerektiğinde destek alması önem arz etmektedir.

Depresyon

Kadınlarda en sık görülen psikolojik rahatsızlıklardan biri depresyondur. Kadın ve erkeklerde farklı semptomlar ile gözlemlenen depresyon kadınlarda daha çok içsel semptomlarla göze çarpar.

Kadınlarda ayrıca regl öncesi disforik bozukluk, menopoz sonrası ve doğum sonrası depresyon gibi hormonal değişikliklerin sebep olduğu özel depresyon türleri de mevcuttur. Hormonal dalgalanmaların depresyon için tetikleyici olduğu düşünülmektedir ve belirtiler özellikle ergenlik dönemi, regl öncesi dönem (PMS), doğum sonrası ve menopoz sonrası daha belirgindir. Yapılan birçok çalışmada kadınların depresyona daha yatkın olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Kaygı-Anksiyete Bozuklukları

Kadınlar günlük stres ve toplumsal beklentiler sebebiyle kaygı bozukluğuna daha yatkındır. Panik bozukluk, yaygın anksiyete bozukluğu ve sosyal fobi, kadınlarda en sık görülen kaygı bozukluklarındandır.

Yeme Bozuklukları

Kadınlarda daha fazla karşılaşılan bir diğer durum yeme bozukluklarıdır. Özellikle anoreksiya nevroza (zayıf kalmak için yemek yememe) ve bulimia (yedikten sonra kusma) nevroza gibi ölüm ile sonuçlanabilen rahatsızlıklar toplumun kadınlar üzerinde oluşturduğu güzellik algısından etkilenebilir.

Yeme Bozukluğu erkeklere oranla kadınlarda on kat daha fazladır. Daha ince olduğunda daha güzel görüneceği dayatılan kadınlar medyanın etkisinde kalarak anoreksik bedenlere özenmekte bunun sonucunda ölümcül sonuçlar doğurabilecek yeme bozukluğu rahatsızlığına sahip olmaktalar.

Doğum Sonrası Depresyon

Yeni doğum yapan kadınların %85’inde görülen ciddi bir sorundur. Yaşanan fizyolojik değişimler, artan sorumluluklar ve hormonal dengesizlik bu duruma sebep olmaktadır.

Doğum sonrası depresyon, yeni doğum yapan kadınların yaşadığı ciddi bir ruh sağlığı sorunudur. Belirtilerin iki haftadan uzun sürmesi halinde teşhis koyulabilir ve bazı durumlarda süreç doğumdan sonraki yıl içerisinde herhangi bir zamanda yaşanabilir.

Premenstrüel Disforik Bozukluk (PMDD)

Regl öncesi dönemde hormonal değişiklikler nedeniyle oluşan ciddi bir ruhsal durum bozukluğudur. Kadınların yaşam kalitesini düşüren bu durum, adet öncesi sendromdan daha ağır semptomlarla seyreder. Duygusal belirtilerin yanı sıra göğüslerde hassasiyet, şişkinlik ve kilo artışı, yorgunluk, uyku düzensizliği, ağrı gibi fiziksel belirtiler de yaygındır.

Bahsi geçen durumlar bağışıklık sistemini zayıflatabilir. Yorgunluk, geçmeyen ağrılar şeklinde fiziksel sorunlara dönüşebilir. Sosyal hayat ve iş hayatını da etkileyebileceği göz önünde bulundurulmalı, belirtiler göz çarptığında mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

Psikoterapi, özellikle depresyon, kaygı bozuklukları ve TSSB gibi durumlarda etkili bir yöntemdir. Destek grupları da bireyin kendini yalnız hissetmemesini sağlar. Ayrıca sağlıklı beslenmek, hareket etmek, nefes egzersizleri ve meditasyon belirtilerin azalmasına yardımcı olacaktır.