Kaygıyı Azaltmak İçin 6 Adım: Günlük Yaşamda Uygulayabileceğiniz İpuçları

İçindekiler

Kaygı Nedir?

Kaygı, birçok insanın deneyimlediği doğal bir duygudur. Bu duygu, bir tetikleyiciye göre abartıldığında veya orantısız hale geldiğinde kaygı bozukluğu gelişir.

Kaygı; endişeli düşüncelerin eşlik ettiği, gerginlik hissi ve kan basıncındaki artışla birlikte bedende çeşitli değişimlerin gözlendiği bir duygudur. Kaygı; tıpkı mutluluk, üzüntü, öfke, korku gibi pek çok duygudan biridir ve kaygılanmak oldukça normal bir tepkidir.

Neden olduğu kesin olarak belirlenmemiş olsa da genetik faktörler ve hayat şartlarının kaygı bozukluğunu etkilediği söylenebilir. Ayrıca bireyin içinde bulunduğu ortam kaygı konusunda tetikleyici rol oynayabilir. Beyin yapısında bulunan kimyasalların bozulması, serotonin, noradrenalin gibi hormonların yeterli olarak salgılanmaması, bireyin yaşadığı travma ve yıkıcı olaylar, çocukluk döneminde deneyimlenen baskılar kaygı bozukluğuna neden olabilir.

Ek olarak kan değerlerindeki düşüş, özellikle demir ve B vitamini eksikliği kaygı bozukluğunda tetikleyici iken, C vitamini açısından zengin besinler tüketmek kaygı bozukluğu ile mücadele etmenizi destekler.

Kaygı Türleri Genel Olarak Şunlardır:

Kaygı Vücudumu Nasıl Etkiler?

Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Yaygın anksiyete(kaygı) bozukluğu, bireylerin belirli bir odak noktası olmaksızın kalıcı ve yaygın kaygı ve korku hali yaşamalarıdır. Stresli bir durum ile karşılaştıklarında verilen bir tepki değil, gündelik hayatın birçok noktasında deneyimledikleri genel bir endişe halidir. Mantıklı veya mantıksız pek çok şey hakkında haddinden fazla endişe duyan birey rahatlama ve uykuya geçme konularında zorluk yaşayabilir.

Fobi

Fobiler belirli bir durum veya nesneden korkma halidir. Uçak, yükseklik veya örümcek korkusu bu duruma örnek verilebilirken, diğer kaygı türlerinin aksine fobiler belirli bir tetikleyiciye odaklanır. Fobisi olan bireyler korkularını mantık dışı bulsalar bile tetikleyiciden etkilenebilir ve durumu kontrol edemeyebilirler.  

Panik Bozukluğu

Panik bozukluğu deneyimleyen kişiler beklenmedik panik ataklar yaşayabilir ve güvenilir bir kaynak bulma endişesine girebilirler. Bu kişiler durumu neden yaşadıklarını bilemeyebilir ve tetikleyicilerinin farkında olmayabilirler.

Sosyal Kaygı Bozukluğu

Sosyal ortamlardan uzak durma ve çevresindeki diğer kişilerle etkileşimde bulunmaktan kaçınma davranışı ile gözlemlenen sosyal kaygı bozukluğu, çoğunlukla başka insanlar tarafından sürekli olarak izlenme, eleştirilme, yargılanma, insanlarla temasa geçildiğinde aşağılanacağı ve utanacağını düşünme sebebiyle ortaya çıkabilir.

Bu durumdan mustarip kişiler göz teması kurmaktan çekinebilir, sessiz ve yumuşak bir ses tonuyla konuşabilir ve sosyal ortamlardayken zihinlerinin boşaldığı hissine kapılabilirler.

Agorafobi

Agorafobi açık alan veya dış mekân korkusu olarak bilinse de aslında kaçmanın zor olabileceği, ihtiyaç durumunda yardım bulunamayan mekân, olay veya durumlardan korkma ve kaçınma durumudur. Agorafobi yaşayan bireyler toplu taşıma araçları ve asansör kullanmaktan çekinebilir, kullanması durumunda bedensel tepkiler yaşayabilirler.

Ayrılık Kaygısı Bozukluğu

Ayrılık kaygısı, bireyin kendini güvende hissettiği yerden veya kişiden ayrıldıktan sonra kaygılı hissetmesidir. Genellikle çocuklarda gözlemlense de yetişkinlik dönemindeki insanlar da ayrılık kaygısı yaşayabilir.

Seçici Mutizm

Çocuklarda gözlemlenen bu kaygı bozukluğu türü, çocukların aslında konuşabiliyor olmasına rağmen yabancı ortamlarda, belirli mekanlarda veya belirli kişiler ile hiç konuşmamaları, jest ve mimikler ile anlaşmayı tercih etmesi durumudur. Özellikle okula başladığı çağlarda fark edilebilen, dikkat çeken bu durumun kaygı bozukluğu adı altında nitelendirilebilmesi için problemin en az 1 ay süre ile devam etmesi gerekir.

Kronikleşen anksiyete, vücudun çeşitli bölgelerini etkisi altına alabilir. Kontrol altına alınmayan kaygı bozukluğu durumunda çarpıntı, uykuya geçmede güçlük, göğüste daralma hissi ve ağrı, baş ve karın ağrısı, hazımsızlık ve genel halsizlik gibi problemler baş gösterebilir.

Kaygı bozukluğu bireyin farkındalığını artırması, psikoterapi desteği, ilaç tedavisi ile çözümlenebilirken, kafein tüketimi, stres, alkol ve uyku eksikliği kaygı bozukluğunda tetikleyici rol oynayabilir.

Kaygımı Nasıl Yatıştırabilirim?

Stresle etkin bir şekilde mücadele etmek için vücudumuzun doğal gevşeme yanıtını etkinleştirmemiz gereklidir. Nefes egzersizleri, yürüyüş ve topraklama teknikleri kaygınızı yatıştırabileceğiniz basit yöntemlerdir.

Doğanın mucizesi yeşilçay, kediotu, ekinezya, bergamot gibi bazı bitkilerin çayını tüketmek kaygıyı yatıştırmada faydalı olacaktır.

Kaygı sürekli olarak yaşandığında vücudun farklı bölgelerini de etkileyeceğinden mutlaka bir uzmana başvurulmalı, belirtiler sağlık problemlerine dönüşmeden önce bir sağlık kuruluşuna müracaat edilmelidir.

Kaygı ile Baş Etmek: Yapılabilecek Egzersizler

1. Nefes Egzersizi

Sakin ve yavaş şekilde 3 saniye boyunca derin nefes alıp, 3 saniye tutup, 6 saniye boyunca nefes verilerek yapılan bu egzersiz ile odağınız nefesinize çekilmiş olur ve vücutta meydana gelen oksijen düzeni sayesinde rahatlayabilirsiniz.

2. Dikkat Dağıtma

Bireyin rahatsız edici düşüncelerin pençesine düştüğünde zihnini dağıtacağı başka işlerle meşgul olması kaygının azalmasına yardımcı olacaktır. Bulunduğunuz ortamdaki kokulara, seslere veya nesnelere odaklanabilir, zihninizden matematiksel hesaplamalar yapabilir veya şarkı söyleyerek odağınızı kaygılandığınız düşünceden uzaklaştırıp rahatlayabilirsiniz.

3. Yazmak

Kaygınızın arttığını hissettiğiniz anlarda mümkünse kalem ve kâğıt kullanarak değilse cep telefonunuzun not bölümüne o an zihninizden neler geçtiğini yazın. Bunu yaptığınızda zihninizde dönüp duran soyut haldeki olumsuz kavramları yazıya dökerek somutlaştırmış, gözünüzün önüne almış olacaksınız. Böylelikle sorunları belirleyerek, çözüm yolları üretebilecek hale gelebilirsiniz.

Ayrıca kendinizi iyi hissettiğiniz anları, düşünceleri veya cümleleri yazmayı deneyin. Böylece kaygınızın arttığı o an odağınızı başka bir işe vereceksiniz, ayrıca kaygılı hissettiğiniz başka zamanlarda da okuyarak rahatlayabileceğiniz size iyi gelen notlar edinmiş olacaksınız.

4. Düşünceleri Durdurmamak

Kaygılanan bireyin yapacağı ilk şeylerden biri şüphesiz ki yaşadığı kaygı vücudunu tesir altına almadan önce onu durdurmaya çalışmak olacaktır. Ancak kişi bunu yapmaya çalıştığında ne yazık ki zihnini ve vücudunu yormaktan öteye geçemez.

Düşünceden kurtulamadıkça umutsuzluk ve öfke başlayabilir ve bu kaygının yıkıcı etkilerini artırabilir. Bunun yerine olumsuz düşünceler zihninizde belirmeye başladığında onları kabullenmeli, baş etme stratejilerini denemelisiniz

5. Düşünce ile Randevulaşmak

Olumsuz düşünceler olmadık yerde zihninizde belirip kaygınızı artırmaya başladığında onlardan kaçmaya çalışmadan, öfke veya sıkışıp kalmış hissetmeden önce o düşünceyi bir kenara not edip ona bir randevu vermeyi deneyin.

Kendiniz için belirleyeceğiniz en uygun zamanda bu düşünceleri ele alacağınız, değerlendireceğiniz ve gereken müdahaleyi yapacağınız bir zaman dilimi oluşturun. Böylece düşüncelerin sizi aşağı çekeceği ve çözümlenemeyeceğini düşünerek kaygılanmak yerine onları fark edip çözebileceğiniz farklı bir zaman dilimine erteleyerek anlık olarak rahatlamış olacaksınız.

6. Kendi Kendine Yardım

Çoğumuz başımıza gelen durumların aynısı veya benzeri çevremizdeki insanların başına geldiğinde onlara yardımcı olabilecek öneriler üretiriz. Kaygının arttığı anlarda da duraksayıp, sakin bir ortama geçerek kendinize dışardan bakmayı deneyebilirsiniz. 

Yaşadığınız durumu, zihninizden geçenleri ve duygularınızı bir arkadaşınız size aktarıyormuş gibi düşünerek ona bu durumda iyi gelecek önerileri zihninizden geçirmeniz kendi kendinize yardımcı olmanızı sağlayacaktır.

Yaşadığınız duruma uzaktan bakmanız ve onu bir başkası yaşıyormuş gibi düşünmeniz sorunu dışsallaştırarak daha berrak hale getirecek aynı zamanda zihniniz sorun ile mücadele etmek yerine çözümler üretmeye çalışacağından kaygınız azalacaktır.